<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Websijen</title>
	<atom:link href="http://www.websijen.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.websijen.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 28 Apr 2012 10:34:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Serkan in the House</title>
		<link>http://www.websijen.com/serkan-in-the-house.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/serkan-in-the-house.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Apr 2012 10:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1755</guid>
		<description><![CDATA[Herkes oturma odasında bulunan sıvı sabunun, burada işinin ne olduğunu merak ediyordu. Fakat kimse cesaret edip soramamıştı. Odaya laçka bir tavırla gelen genç, misafirlerin hatırını sorduktan sonra kimse kendisini görmüyormuş gibi sabunu ait olduğu yere götürmeye yeltendi. Kendini ele verdiğini  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes oturma odasında bulunan sıvı sabunun, burada işinin ne olduğunu merak ediyordu. Fakat kimse cesaret edip soramamıştı. Odaya laçka bir tavırla gelen genç, misafirlerin hatırını sorduktan sonra kimse kendisini görmüyormuş gibi sabunu ait olduğu yere götürmeye yeltendi. Kendini ele verdiğini biliyordu. Durumu toparlamaya çalışarak;&#8221;ehehe bu nasıl buraya gelmiş&#8221; dedi kısık bir sesle. Misafirler hiçbir şey duymamışlar gibi davranmaya devam ettiler. El sıkışma merasiminin yaşanmamasından dolayı içten içe bir sevinç yaşıyorlardı. İç tarafta kendine küfürler yağdıran genç tekrardan içeriye geldi. Havadaki gerginliği mahcubiyetinden feragat ederek bozmaya çalışacaktı. Yaşlıların üzerinde kültürel bir vazife olarak yerleşmiş konuşma başlatma faslını, kendisinin başlatması gerektiğini düşündü. Geçmişte kendisine yapılana benzer bir şekilde; &#8220;ya Muhsin amca ne kadar değişmişsin sen?&#8221; dedi. Muhsin, yeğenini bozmak istiyordu, babasının yokluğunu aratmayacak bir edayla; &#8220;Daha geçen hafta dükkana uğramadım mı Serkan? Çok harama bakıyorsun.&#8221; diyerek mission complate yazısını görmek umuduyla cep telefonuna bakındı. Serkan&#8217;ın durumu gerçekten vahimdi, diyecek bir şey bulamadı. Bu ortamdan kurtulmak için dua da edemiyordu durumu el vermediğinden, ilk defa kendisini bu kadar yalnız hissetmişti&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/serkan-in-the-house.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>O Çocuk Benim</title>
		<link>http://www.websijen.com/o-cocuk-benim.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/o-cocuk-benim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 12:03:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mart Tavsani</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arabanın altında kalmış]]></category>
		<category><![CDATA[aşk-ı bülbülüm]]></category>
		<category><![CDATA[ay tanem]]></category>
		<category><![CDATA[cihan-ı sultanım]]></category>
		<category><![CDATA[herkes jelibonunu yerken]]></category>
		<category><![CDATA[kırmızı-siyah küçük İngilizce yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kıymetlim]]></category>
		<category><![CDATA[küçük lastik]]></category>
		<category><![CDATA[nur tanem]]></category>
		<category><![CDATA[oyuncak yapan anneler]]></category>
		<category><![CDATA[Seninki öldü]]></category>
		<category><![CDATA[yatak odamın güneşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerim çünkü anaanem alıyooooo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1742</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/o-cocuk-benim.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/yumurtadanoyuncak-150x100.jpg" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>Çorap asıyordum… Çılgınca, arsızca, fütursuzca çorap asıyordum…
&#160;
Önce puantiyeliler, sonra sırasıyla; çizgililer, baklava desenliler, kısalar, diz altılar, diz altı fosforlular, okul çorapları, evde giyilenler, teki olmayanlar, teki olmadığı halde ısrarla atılmayıp kombin edilenler ve patik  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çorap asıyordum… Çılgınca, arsızca, fütursuzca çorap asıyordum…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Önce puantiyeliler, sonra sırasıyla; çizgililer, baklava desenliler, kısalar, diz altılar, diz altı fosforlular, okul çorapları, evde giyilenler, teki olmayanlar, teki olmadığı halde ısrarla atılmayıp kombin edilenler ve patik formlular derken sıra ona gelmişti… Ona… Tekini lambanın üzerine fırlattığım mor çizgili çorabıma… Sessizce, ürkek bir ceylan edasıyla mandalı pijamama tutuşturdum… Sonu hiç gelmeyecekmiş gibi yürüdüm odama giden koridoru, açtım kapıyı, girdim içeri, lambamın üzerinde tek başıma sallanan yakışıklıma, aslan parçama baktım… Kıymetlim, aşk-ı bülbülüm, ay tanem, nur tanem, yatak odamın güneşi, cihan-ı sultanıma baktım… Parmaklarımın ucunda yükselip, elimde tuttuğum Süleyman’ı da yavaşça lambaya doğru yaklaştırdım… Dayanamıyordum, yere yığıldım, gözlerimden süzülen yaşlara engel olamadım… Her mm’sinden içimde birikenler akıyordu çorabımın üzerine… Ygs’m, Lys’m, yarım açım, toplam farkım, kesmesi nasip olmayan saçlarım, bir şey çıkacağını bildiğimden gidemediğim doktorlarım, eve kapanıp izlediğim filmlerim, uyku tutmayan gecelerim akıyordu çorabımın üzerine…</p>
<p>Dayanamadım, çok ağladım, fazla değil ama biraz gözüm doldu…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Sıkıntılı zamanlarında, boşluğa düştüğü tutunacak dalı olmadığında; İnsan” temalı bir çok sahne biliriz ezberden. Bol kahkahalı bir muhabbetin ardından gözleri dolan kız, şiddetli geçen bir konuşmanın ardından gözleri dolan kız, bardağı istediği yere koyamayan, saçını istediği gibi toplayamayan, kumandaya pili sokamayan ve ardından gözleri dolan kız bir nevi birikmişliğin patlaması, çaresizliğin doruk noktasıdır. Bardağı istediği yere koyamadığı için ya da saçını istediği gibi toplayamadığı için ağlayan kız yoktur aslında. Varsa da onların ağzına s.çayım. Mesela şu an farkındaysanız ben de bir “içimde birikmişliğin” ardından durup dururken kızların ağzına s.çıyorum. Hâlbuki sinirimin, ayarsız öfkemin nedeni böyle kutsal bir anı çorap asarken yaşamak. İnsanlar bu çaresizliği bu sanatsal anı yukarıda örneklediğim gibi yaşıyorlar. Birçok şey birikiyor, anlatamıyorsun, sorana boşver diyorsun, ailene neşe saçıyorsun, her şey tıkırındaymış gibi devam ediyorsun ama an geliyor patlıyorsun! Ve şansına nereye denk gelirse…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Gel gelelim ki ben İkinci Yeni sevdalısı bir genç kızım. Sabahlara kadar çalışma masamda oturup; masa lambamın loş sarı ışığı ve sütümle İkinci Yeni fırtınaları estiren bir insanım. Bi güne bi gün Allah demiyor ki dur şu son dizede bunun gözünü doldurayım. Yaşlar düşsün Edip Cansever’e, Ülkü Tamer’e, avuçları bardaktan hafifçe ayrılsın, başı öne eğilsin, sayfalar ıslansın, sonra kalksın gitsin “ağlarken nasıl gözüküyom la?” diyip aynaya baksın. Çünkü gerizekalı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Allah haklı, yaparım çünkü gerizekalıyım. Yok ama elimde çorap, lambamda çorap ; başım havada, mandal tutturulmuş pijamamda yere oturayım da gözlerim dolsun. Bana uygun görülen bu. Alnıma yazılan bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Herkesin alnına loş ışık yazılıyor, benim alnıma lambanın tasarruflu ampulü yazılıyor. Herkesin alnına uçuş uçuş elbisesiyle sahilde yürümek yazılıyor, benim alnıma elinde mum tutmuş ayı desenli pijama yazılıyor…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Zaten herkes jelibonunu yerken, paketi bitmiş, yiyenleri seyreden çocuk benim. En sevdiği kırmızı gözlüğünü bi yerlerde unutup ağlaya ağlaya arabaya binmiş giderken, kaldırımda kaybettiği gözlüğünü takmış hoplaya zıplaya yürüyen kıza bakan benim. Galatasaray- Arsenal UEFA kupası maçını tüm aile otelde izlerken jambonu fazla kaçıran, midesini bozup eve dönen, o maçı hiç hatırlamayıp güzelim geceyi berbat eden kız da benim.</p>
<p>“Bu köpek senin olsun, her yaz sen bakarsın” denildikten 3 ay sonra “Seninki öldü, arabanın altında kalmış” denilen, yeni aldığı 24’lü Monami’sinin grisini aynı gün düşürüp kaybettiği için uzun bi süre çantalı Monami alınmayan,  6 yaşındayken evde bulduğu “Pierre cardin süveter katalogunu” sırf küçük ve spiralleri pembe olduğu için “Bunu hep saklayacam anne” diyip ertesi gün üzerine süt döken de benim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Çok çikolata yiyorsun ama” diyen amcaya sonunda dayanamayıp ; “Yerim çünkü anaanem alıyooooo!” diye bağıran, gözleri dolan, iki gün sonra amcanın öldüğünü duyan çocuk da benim. Her kahve almaya gittiğinde dükkân da amcanın ahşap yaldızlı çerçeveyle çerçevelettirilmiş fotoğrafına bakıp ;”Lokumu ne zaman yaptınız?” diyen, 5 yaşındaki masumluğunu göremeyip halen vicdan azabı çeken de benim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Uyuyacam, gitmeyecem bugün okula” diyip de okula gitmediği gün arkadaşlarının sınıfça Elazığ yolundaki çırçır fabrikasını gezmeye gittiği çocuğum ben. Ertesi gün “Fabrikayı mı gezdiniz? Hıı, zaten hastaydım ben gelemezdim.” Diyen çocuğum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Toto yumurtasından en az birleştirmeli, en kötü oyuncak çıkanım ben. Herkesin “nasıl yapılacak?” kâğıdı padişahın fermanı gibiyken, sadece 3 aşamada yapılan oyuncak çıkan çocuğum. O kadar basit oyuncak için “Anne yapsana” demeye utanan, oyuncak yapan anneler arasında maksimum 3 saniyede oyuncağını yapan, küçük lastik çıkmışsa mutlaka halıda kaybeden çocuğum ben işte.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hatta içinde kırmızı-siyah küçük İngilizce yazılar olan bi kâğıt da çıkıyordu ya?</p>
<p>İşte o bana çıkmıyordu…</strong></p>
<p><img class=" wp-image-1743 aligncenter" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/yumurtadanoyuncak.jpg" alt="" width="614" height="446" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/o-cocuk-benim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu bize müstahak mı?</title>
		<link>http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2012 03:24:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arpes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Doggy Style]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[aptallık]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri]]></category>
		<category><![CDATA[para]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[tüketicilik]]></category>
		<category><![CDATA[tüketim çılgınlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1733</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="100" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/307613-3-4-d858f-150x100.jpg" class="alignleft tfe wp-post-image" alt="307613-3-4-d858f" title="307613-3-4-d858f" /></a>Bulunduğumuz çağın, teknoloji çağı falan olmadığının farkındasınızdır artık herhalde.
Dünyayı değiştiren tüm kavramların da &#8211; siyaset, savaşlar, popüler kültür, dinler, medya, felsefe vb. &#8211; hizmet ettiği gibi, teknoloji de &#8220;tüketim çılgınlığı&#8221; olarak para ve güce hizmet ediyor.

Tabi ki tüketim  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bulunduğumuz çağın, teknoloji çağı falan olmadığının farkındasınızdır artık herhalde.</p>
<p>Dünyayı değiştiren tüm kavramların da &#8211; siyaset, savaşlar, popüler kültür, dinler, medya, felsefe vb. &#8211; hizmet ettiği gibi, teknoloji de &#8220;<strong><em>tüketim çılgınlığı</em></strong>&#8221; olarak para ve güce hizmet ediyor.</p>
<p><a href="http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html/307613-3-4-d858f" rel="attachment wp-att-1734"><img class="alignnone size-full wp-image-1734" title="307613-3-4-d858f" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/307613-3-4-d858f.jpg" alt="" width="333" height="240" /></a></p>
<p>Tabi ki tüketim çılgınlığı sadece teknolojinin getirdiği ranttan ibaret değil, ama insanların ne kadar bağımlı ve aptal olduklarını en belirgin görebileceğimiz alan tüketim çılgınlığının teknoloji kolu.</p>
<p>Öncelikle klasik cümlelerle başlıyorum.</p>
<p>&#8220;İki günde bir yeni bir cep telefonu modeli çıkıyor&#8230; 1 hafta önce aldığın telefon eskimiş oluyor&#8230; Çalışır durumdaki yüzlerce teknolojik alet çöpe gidiyor&#8230; Yılda teknolojiye bilmem kaç milyar dolar harcanıyor&#8230; İnsanlar teknolojinin kölesi oluyor&#8230; İletişimsizlik had safhada&#8230; vs.&#8221; bunları hepimiz ezbere biliyoruz zaten.</p>
<p><a href="http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html/attachment/46" rel="attachment wp-att-1735"><img class="alignnone  wp-image-1735" title="46" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/46.jpg" alt="" width="408" height="303" /></a></p>
<p>Peki bu tüketim çılgınlığı olmasın diye teknolojiden mi vazgeçelim, hayır tabi ki. Teknoloji insan yaşamını müthiş derecede kolaylaştıran araç-gereçler bütünüdür. Ama senaryoyu iyi takip etmemiz gerek. (Yazının bundan sonraki bölümünde özellikle Türkiye için konuşacam).</p>
<p>Öncelikle telefondan başlayalım. İlk telefona kadar gitmeye gerek yok. En başlarda telefon tek işlevliydi bizler için: <strong>Aramak</strong>. Ve nadiren kullanılırdı telefon, çünkü henüz kopmamıştı ilişkilerimiz. Daha sonra <strong>mesajlaşmak</strong> yaygınlaştırıldı aramızda. Zahmetli çalışmalar, kampanyalar yapıldı ama değdi doğrusu. Bu ikinci işlevle birlikte telefon iyice yer edinmeye başladı hayatımızda. <strong>Kamera</strong>, <strong>ses kayıt programları</strong>, <strong>kızılötesi</strong>, <strong>bluetooth</strong> gibi bir çok özellik telefonun bağımlılık haline gelmesinde hazırlanan zemini sağlamlaştırdı. Son bir kaç yıldır da, 3G teknolojisinin gelişmesiyle, <strong>mobil internet </strong>girdi hayatımıza. Hatırlayanlar vardır, önceden gazetelerin &#8211; dergilerin arkasında internetten telefona oyun indirmek için kodlar falan bulunurdu, 6-7 satır da desteklenen marka/modeller yazardı. Neyse, o zaman pek &#8211; hatta hiç &#8211; kullanılmazdı mobil internet. Mobil interneti de bize &#8220;bedava oyunları&#8221;yla sevdirdiler. &#8220;0.facebook.com&#8221; hikayesi başladı bi anda. Tam süresini bilmiyorum ama bayağı kullandık FacebookZero&#8217;yu. Ama bu senenin başında kampanyanın sona erdiği açıklandı. Herkeste bi bozulma oldu. Ya böyle iş mi olur, dediler. Ama senaryo belliydi. &#8220;Ama yeni bi kampanyamız var&#8221; diye açıkladılar. Bilindik ticari oyunlar başlamıştı. Ucuz internet paketlerini sundular, çoğu kişi itiraz etmeden verilen numaraya mesaj yağdırdılar. Bi zaman sonra da şimdiki kampanyalar bitecek, yeni kampanyalar başlayacak. Ve kimse onlara da itiraz etmeyecek. Telefon bağımlılığımızı böyle özetleyebiliriz.</p>
<p>Aynı şekilde televizyon, bilgisayar, tabletler vs. diğer teknolojik ürünler de bu şekilde bizim için vazgeçilmez oluyorlar.</p>
<p>Şimdi asıl konuma geliyorum: <strong>Reklamlar</strong>.</p>
<p>Reklam: Bir ürünü satmak için, özelliklerini anlatıp, o ürün hakkında bilgi veren tanıtım şeklidir. Gazete veya dergilerde, ama en çok da televizyonda çıkar karşımıza.</p>
<p>Reklamlar, teoride çok faydalı şeyler olmakla beraber pratikte hiç bir zaman tanımına uymamıştır.</p>
<p>Araya bi not düşmek istiyorum. Geçen denk geldim<a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%C3%BCst%C3%BCn+d%C3%B6kmen"> Üstün Dökmen</a>&#8216;i izliyordum. Şu marketlerdeki fiyat sisteminden bahsediyordu. Aynen onun cümleleriyle aktarıyorum. Diyordu ki: &#8220;Marketlerde fiyat etiketlerine bakıyoruz, 39.99 TL. Aslında hepimiz ona 40 TL ödeneceğini, o 1 kuruşu bize kimsenin vermeyeceğini biliyoruz. Ve sanıyoruz ki, bu fiyatlamaları yapanlar, bizim o 39.99 TL&#8217;yi 30 küsür sanacağımızı düşünerek bunu yapmışlar ve bizi aptal yerine koyuyorlar. Evet, aptal yerine koymaya çalışıyorlar o bir yana, ama biz de artık gündelik sohbetlerde biri aynı şeyin fiyatını sorunca 30 küsür diyoruz. Yani o 39.99 TL bizim zekamıza hakaret olmasına rağmen, biz de bu oyuna ayak uyduruyoruz&#8230;&#8221; Ve gayet de haklıydı bence bu söylediklerinde.</p>
<p>Cips, çikolata, dondurma reklamlarında güzel kadınlar / güzel erkekler bahsi geçen ürünlerden daha ön plandalar. Aynı şekilde bakıyoruz bir araba reklamında &#8220;En iyisi biziz&#8221; temalı reklamlar var, ama aracı anlatan yok. Büyük şirketlerin ev reklamları var. Ev depreme dayanıklı mı, ısı / ses yalıtımı yeterli mi, yapı malzemesi uzun ömürlü mü bunlardan bahseden yok. &#8220;İstanbul&#8217;un en güzel semtinde!!!!!!!!&#8221; diyorlar, &#8220;gelin alın, bu fırsatı kaçırmayın!!!!!&#8221; diyorlar.</p>
<p>Şimdi ben şeye de ayar oluyorum. Broşürlerde, televizyonda falan bi mağazanın reklamına rastlıyorum. Kocaman bi &#8220;%80&#8243; yazmışlar, yanında da &#8220;İNDİRİMLER&#8221; yazıyor aynı kocamanlıkta. Ama ikisinin arasında, o kocaman &#8220;%80&#8243;den hemen sonra &#8221; &#8216;e varan &#8221; sıkışmış. Gidip bakıyosun fiyatlara, çoğu %20 %30 (Teknosa bazen %40-%50&#8242;leri de gösteriyor sağolsun) indirimde, bir-iki tane %80 indirimde olan ürün var kimsenin almadığı. Sonra adı&#8221; %80&#8242;e varan indirimler&#8221; oluyor.</p>
<p>Ya bazen düşünüyorum bu reklamları izleyip, gerçekten ya bu reklamcılar bizleri iyice geri zekalı sanıyorlar ya da biz gerçekten geri zekalıyız. Bu kadar mı algılarımız &#8211; algılamamız &#8211; her şeye kapalı, merak ediyorum.</p>
<p>Geçenlerde kadınların kimlik haklarıyla alakalı çok güzel bi kampanya için <a href="http://i40.tinypic.com/35b9ycj.jpg">çok güzel bi temsili fotoğraf</a> yayınlanmıştı. 1 fotoğrafla, ancak bu kadar çok şey anlatılabilirdi. Ama benim bu fotoğrafı gördüğüm Facebook&#8217;ta bi fotoğrafçının sayfasında gelen yorumlardan bazıları şöyleydi:</p>
<p>&#8220;neyi anlatıyor anlamadım&#8221;</p>
<p>&#8220;a*ı yoksa iş yapmaz&#8221;</p>
<p>&#8220;Ayıp ya bu ne hacı böyle ya!&#8230;&#8221;</p>
<p>&#8220;arkadaşlar gerçekten böyle organsız insan var mı?&#8221;</p>
<p>&#8220;onun cinsel problemi ..!! tabi değişik bi fanzati neresinden orgazm yada rahatlıcaksa bilemem ağzı burnu kulakları var belki insanda değil zevk meselesi tabi <img src='http://www.websijen.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8221;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Bu yorumları da gördükten sonra; eğer biz bi ürünü reklamını görmeden almıyorsak, işlevselliğinden çok markasına önem veriyorsak, kullanmayacağımız özellikleri bulunan aletlerle teknoloji israfı yapıyorsak, ve hala bu reklamları izleyebiliyorsak gerçekten bunlar bize müstahak.</p>
<p>Aslında anlatmak istediğim çok şey olduğundan biraz dağınık bi yazı oldu. Mazur görün.</p>
<p><strong>Sözüm meclisten içeri, nice tüketiciliklere&#8230;</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/bu-bize-mustahak-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yandex Türkiye Reklamı</title>
		<link>http://www.websijen.com/yandex-turkiye-reklami.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/yandex-turkiye-reklami.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2012 18:26:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[yandex]]></category>
		<category><![CDATA[yandex reklam filmi]]></category>
		<category><![CDATA[yandex türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1690</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/yandex-turkiye-reklami.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/yandex-150x100.jpg" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="Yandex" /></a>
Türk piyasalarına yakın bir zaman önce giren Rus arama motoru Yandex yaptıklarıyla ses getirmeye devam ediyor. Şimdi de Türk televizyonlarında reklam filmi yayınlayarak karşımıza çıkıyor. Yandex&#8217;in bu atılımları ne kadar başarılı olur bilinmez ama Google&#8217;a rakip olarak görünüyor.
Henüz  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" title="Yandex" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/yandex.jpg" alt="" width="142" height="142" /></p>
<p>Türk piyasalarına yakın bir zaman önce giren Rus arama motoru <a href="http://yandex.com.tr" target="_blank">Yandex</a> yaptıklarıyla ses getirmeye devam ediyor. Şimdi de Türk televizyonlarında reklam filmi yayınlayarak karşımıza çıkıyor. Yandex&#8217;in bu atılımları ne kadar başarılı olur bilinmez ama Google&#8217;a rakip olarak görünüyor.</p>
<p>Henüz Yandex&#8217;e yabancıysanız Yandex <a href="http://harita.yandex.com.tr/" target="_blank">panoramik harita</a> olayını görerek tanışmaya başlayınız.</p>
<p><center><br />
<iframe src="http://player.vimeo.com/video/38376227?byline=0&amp;portrait=0" width="400" height="300" frameborder="0" webkitAllowFullScreen mozallowfullscreen allowFullScreen></iframe></center></p>
<p>Bu arada Yandex&#8217;in espiri anlayışı Türkleri etkileyeceğe benziyor <img src='http://www.websijen.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=oQgMnPBR1VQ">YouTube Linki</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/yandex-turkiye-reklami.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne kadar da erken geldin, hoşgeldin!</title>
		<link>http://www.websijen.com/ne-kadar-da-erken-geldin-hosgeldin.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/ne-kadar-da-erken-geldin-hosgeldin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 18:00:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Arpes</dc:creator>
				<category><![CDATA[Karalamalar]]></category>
		<category><![CDATA[adam haklı beyler]]></category>
		<category><![CDATA[cem adrian]]></category>
		<category><![CDATA[entelektüel]]></category>
		<category><![CDATA[ilk sperm]]></category>
		<category><![CDATA[inci sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[küçük iskender]]></category>
		<category><![CDATA[kültürlü]]></category>
		<category><![CDATA[özet geç piç]]></category>
		<category><![CDATA[zeki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1671</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/ne-kadar-da-erken-geldin-hosgeldin.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="100" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/condomafis-150x100.jpg" class="alignleft tfe wp-post-image" alt="condomafis" title="condomafis" /></a>Dün yazacaktım aslında yazıyı ama uyumuşum masada. Şimdi “blog yazarı” sorumluluğumu yerine getirmek adına arkadaşımın evinde kaldığım bu akşam vaktinde –laptopın şarjının bitmesine ve adaptörlerin bozulmasına rağmen evin en soğuk odasında sigarayla ısınmak suretiyle, üçüncü jeolojik zamandan kalma  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün yazacaktım aslında yazıyı ama uyumuşum masada. Şimdi “blog yazarı” sorumluluğumu yerine getirmek adına arkadaşımın evinde kaldığım bu akşam vaktinde –laptopın şarjının bitmesine ve adaptörlerin bozulmasına rağmen evin en soğuk odasında sigarayla ısınmak suretiyle, üçüncü jeolojik zamandan kalma bir bilgisayarla yazımı yazmaya karar verdim.</p>
<p>2 gün önce “İslam’da kadının yeri” konusu üstüne bi yazı yazacaktım ama vazgeçtim. O kadar araştırma, kanıt, alıntı vs. uzun iş. Tembel adamım ben.</p>
<p>Sonra “popüler kültür” konulu bi yazı için dün taslak hazırladım, bitti sayılır hatta. Ama bugün vazgeçtim onu yayınlamaktan. Uzun süredir normal bi yazı, normal bi “blog” girmediğimi fark ettim.</p>
<p>Yani kısaca bugün doğaçlama saçmalayacam.</p>
<p>Yavaş yavaş konuya girmek istiyorum ama yazıyı okurken Cake’in Perhaps*’ini dinlerseniz hoş bi hava yaratabilir. Yani öyle umuyorum. (*: http://fizy.com/#s/1dlt0y )</p>
<p>Bugün size anlatacağım şey, insanların farklılaşması – daha doğrusu farklılaşmaya çalışması.</p>
<p>Çevrede bir sürü insan görüyoruz her gün, her saat, her dakika… Ben tanıdığım, bildiğim bir kaçı üstünden ilerleyecem.</p>
<p>İnsan zamanla ve bu zaman boyunca edindiği tecrübelerle gelişen bi varlık. Bunda hemfikiriz. Fakat bu değişiklikler bi Rönesans havasında ani ve kökten olmaz hiç bir zaman. Aptal olduğuna adım gibi emin olduğum çoğu insanın kendini zeki ve kültürlü gösterme çabasında olduğunu görüyorum. Bunu bazen ellerinde hiç okumadıkları –ve okumayacakları  “her entelektüelin kitaplığında bulunması gereken 100 kitap”tan birini taşıyarak, bazen de hakkında hiç bir fikirleri olmadığı filozofların aforizmalarını Facebook/Twitter’da paylaşarak yapıyorlar.</p>
<p>Yani onu geçtim; insanlarla çanta, ayakkabı, kıyafet ve markalardan başka konuşacak hiçbir şeyi olmayan bazı kızlar Facebook durumlarında veya tweetlerinde Charles Bukowski oluyorlar, anlamını bilmedikleri kelimelerle cümleler kurup “ben zekiyim” havası yaratıyorlar. Hani kimsenin anlamadığı kelimeler kullanınca zeki olmuyorsun, ama bunları yüzüne söyleyemiyorum çünkü yüz yüze geldiğimizde çok gülüyorum.</p>
<p>Bu “zeki” arkadaşlar kendilerini müzikleriyle de belli ediyorlar. Şiirsel bi yanları olduğunu her fırsatta gösteriyorlar bize. Daha 2 ay önce Küçük İskender’den, Cem Adrian’dan falan sözler paylaşan kızlar 2 ayda kimsenin bilmediği amatör gruplar, enstrümantal altyapılar dinlemeye başladılar.</p>
<p>Aslında her bok şu “inci sözlük muhabbetleri”yle başladı. Yani anlamıyorum bi kaç ay önce “ya bu incici orospu çocukları…” diye başlayan cümleler kuran adamlar kendileri inci muhabbeti yapmaya başladılar. Şimdilerde de bunu komik ve zeki görünmek için yapıyorlar. Neyse sakinim, liseli, ergen, bilmem bundaki … bende olsa … yapardım, … yapandaki azim bende olsa … olurdum tipinde kalıplar kullanınca inanın komik olmuyorsunuz. Şimdi bu yazıyı okuyup “özet geç piç” ya da “adam haklı beyler” diyenin de beynini sikeyim ben.</p>
<p>Bir-iki sene önce ne güzel sigara içmeyi bi bok sanan, liselerin tembel ve serseri öğrencisi imajını çizen aptallar vardı. Onlar gerçekten şimdilerde aradığım insanlar. Şimdiki tipler borsa gibi, olmayan zekalarıyla insanları etkilemeye çalışıyorlar.</p>
<p>Çıkıp diyebilirsiniz ki “Sen ne boksun, peki?” diye. Ona da bi cevabım yok. Ben uzun bi süre önce dünyanın ve insanların aslında ne bok olduğunu öğrenmeye verdim kendimi ve hiç bir üstün özelliği veya zekası olmayan, yetenekten nasibini almayan, Tanrı’nın yarattığı en gereksiz insan olarak sadece gözlem yapıyorum. Nasıl olsa Tanrı da aynısını yapıyor. Yani “Hahaha ben çok zekiyim, hepinizin amına koyarım” şeklinde bi tavrım yok, yanlış anlaşılmak istemem.</p>
<p>Hepimizin pis bir ahlak sorunu var sonuçta. Odanızın duvarına astığınız posterdeki Jhonny Deep’in bile.</p>
<p>Konudan uzaklaşıyoruz, neyse.</p>
<p>Bi de bu Illuminati’ci olanlar var onları da anlatmadan olmaz.</p>
<p>Tamam hani Illuminati olabilir de olmayabilir de o ayrı bi konu onu başka zaman tartışırız.</p>
<p>Ama izlediği her klipte, her filmde piramit, mason simgeleri falan arayan tipler çıktı ortaya. Çözüm bulamayacağın şeylere kafa yormak paranoyaya dönüşebilir, bilginize.</p>
<p>Benim bunları size anlatmamdaki amaç aklınızda bi kaç soru işareti oluşturabilmek, araştırmaya sevk edebilmekti. Umarım başarılı olmuşumdur.</p>
<p>Aslında sikeyim soru işaretini. Uzun zamandır yazı yazmıyordum, berbat da olsa öylesine saçmalamak istedim. Ve imleci yukarı çektikte bu konuda çok başarılı olduğumu görebiliyorum.</p>
<p>Baver molarite sorularını bitirmiş, kafama çakmak atıyor. Yazıyı burada bitirsem iyi olacak sanırım.</p>
<p>Son olarak, eğer milyonlarca spermden birinci gelen sizseniz, diğerlerini düşünemiyorum. Keşke arkanızdakilere yol verseydiniz kankolar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/ne-kadar-da-erken-geldin-hosgeldin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bende kalan azıcık bitki örtüsü</title>
		<link>http://www.websijen.com/bende-kalan-azicik-bitki-ortusu.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/bende-kalan-azicik-bitki-ortusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 23:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mart Tavsani</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[daha önce sana hicbir sey anımsatmayan kitaplık rafı]]></category>
		<category><![CDATA[her yıl 3 mm yağış alan iklim tipi]]></category>
		<category><![CDATA[kafanı kaldırıp baktığında yeri boş olan bambaska bir sey]]></category>
		<category><![CDATA[senin agzina s.çarım.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1661</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/bende-kalan-azicik-bitki-ortusu.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/resims-150x100.jpg" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="" /></a>“Tarihte kapı devri diye bir çağ olmalıdır. Çünkü ahlaksızlıkların başı kapı ile başlamıştır(Yalanların, kaçmaların, saklanmaların, hırsızlıkların…)” Demiş bundan 51 yıl önce güzel bir adam. Benim kapıyı kapatışlarım ahlaksızlık mı bilemem belki ama bir kaçış olduğuna garanti verebilirim…

       [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Tarihte kapı devri diye bir çağ olmalıdır. Çünkü ahlaksızlıkların başı kapı ile başlamıştır(Yalanların, kaçmaların, saklanmaların, hırsızlıkların…)” Demiş bundan 51 yıl önce güzel bir adam. Benim kapıyı kapatışlarım ahlaksızlık mı bilemem belki ama bir kaçış olduğuna garanti verebilirim…</p>
<p><strong><img class="alignleft" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/resims.jpg" alt="" width="333" height="248" /></p>
<p>      Kapıyı kapatıp açılmamacasına sırtını dayadığında önce bir fotoğraf çarpıyor gözüne. Anıların her daim güzelliğini koruyacağını ilk günlerde anlamıyorsun belki. Bunu ilk günlerde anlayamayacağın bilincinde olman bile yetiyor elindekini tuzla buz etmemene.<br />
Onu alıp, açmaktan nefret ettiğin, neden sakladığını bile bilmediğin onlarca anının olduğu siyah kutuna koyuyorsun. Geriye dönüp baktığında silmeye çalıştıklarının gözünün önünden bir türlü gidemediğini, koyduğun fotoğrafın yerini ne kadar belirginleştirdiğini fark ediyorsun. Daha öncelerde sana hiçbir şey anımsatmayan bir kitaplık rafı şimdi silmeye çalıştıkça daha da bağıran bir köşe oluyor gözünün önünde.</p>
<p>   Kafanı kaldırıp baktığında yeri boş olan bambaşka bir şeyi fark ediyorsun. Zamanında ne anlamlar yükleyip yaptığın tablonun şimdi dolabın arkasında ne olduğu belli olmayacak kadar tozlanmış halde durduğunu hatırlıyorsun. Her sorana sendeki anlamından en uzak şeyi söylediğini anımsıyorsun. O tabloyu çok fazla kimseye göstermeyip aylar önce onu kaldırmanın en doğru karar olduğunu anlıyorsun. İçinden geçenlerin saklı kalması hiçbir zaman pişmanlık yaratmazken şimdi her neye sinirleniyorsan içinde bırakamadığın için sinirleniyorsun.</p>
<p>   Başucuna yapıştırdığın fotoğrafın içine çekseler şimdi seni dünyanın en mutlu insanı olacaksın. Biliyorsun. Belki 2 yıl oldu Karadeniz’in kokusunu içine çekmeyeli ama tam arkanda o gece poşete doldurduğun kumla bahçeden topladığın çiçekler duruyor kavanozun içinde. Neden orada mutlu olduğunu böyle zamanlarda daha iyi anlıyorsun. Orada hiç kimsenin olmaması, burada her şeyinin varmış gibi gözükmesinden daha iyi geliyor sana.</p>
<p>   Mutluyken ya da mutsuzken verdiğin kararlar oluşturuyor kişiliğini, durup dururken verdiklerin değil. Tutunacak dalı olmadığında, en zor belkide söylemesi güç ama en sıkıldığı zamanlarda sana dönenleri hatırlıyorsun birer birer. Birde en mutlu anında bile seni yanında isteyenleri. İkisinin arasındaki o kocaman fark ise doğru insanı işaret etmek için duruyor tam ortada. O kocaman farkın üzerini senin hislerin kapatıyor; Ya yanlışa sürüklüyor ya da olması gerekeni gösteriyor sana. Tesadüfen…</p>
<p>   “Yalanların…” diyor güzel adam. Biraz da yalanların için kapatıyorsun her kapıyı. “İşim vaaar!” diye bağırdığın her vakit hiçbir işinin olmadığını tokat gibi vuruyor yüzüne. Gün geliyor çıkarmakla uğraştığın her iş için bir başka pişman oluyorsun. Kalemi bırakıp defteri kapattıktan sonra bir daha okumaya cesaretin olmayacak satırları yazdığın günlük sayfaları, en berbat zamanlarında dinleyip üzerine not düşercesine lekelediğin güzel şarkılar pişmanlıkların olup çıkıyor. Ya da söylemek zorunda olduğun yalanlar kapatıyordur kapıları. Onu da tam bilemezsin ya. Sen sadece severek her şeyin üstesinden gelebileceğini bilirken, bir başkası kolay ürettiği bahanelerini sunuyor önüne.</p>
<p>   Bu yaşlarda yaptığın her kaçışta istikamet ; Her şeyi hissettiğin, güldüğün, ağladığın odan olunca, ister istemez kapadığın kapı da bir kaçıştan çok kaçmak istediğin şeyin kucağına bırakıyor seni… Kaybettiğin dostluklara bakıyorsun, canı istediğinde yanında olan insanlara, bıraktığın sahillere, geçtiğin yollara, geçerken dinlediğin şarkılara, dinlerken yazdığın satırlara, her satırda düşündüğün insanlara bakıyorsun, düşünürken döktüğün gözyaşlarına….</p>
<p>   Yılda 3 mm yağış alan, yazları sıcak ve kurak kışları da ondan arta kalır yanı olmayan iklim tipi gibisin. İşte duygusala bağlayayım derken kalan azıcık bitki örtüsünün de içine s.çıp bırakıyorsun. Sana diye söylediğin her cümleyi sana söylüyorum ben Ezgi. “Bir daha sesini böyle duyarsam ağzına s.çarım” diyen arkadaşlarının hatırına hadi gözünü seveyim bırak artık şu siyah kutuyu elinden…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/bende-kalan-azicik-bitki-ortusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>kazı kazan</title>
		<link>http://www.websijen.com/hayal.html</link>
		<comments>http://www.websijen.com/hayal.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Dec 2011 16:14:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mbk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.websijen.com/?p=1624</guid>
		<description><![CDATA[<a href="http://www.websijen.com/hayal.html"><img align="left" hspace="5" width="150" height="150" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/acd-150x100.jpg" class="alignleft wp-post-image tfe" alt="" title="acd" /></a>Hayatın yaşatmış olduğu sıkıntılara küçük penceresinden  bakan garip  bir adamın iç burkan 5 dakikalık hikayesiydi bu. Bir umut belki de tüm  sıkıntılarını kazıyıp atacağı, kazanamayacağı  dışarıdan aşikarken. Tozlu, koyu yeşil masa örtüsü kadar iştah veren  izmarit rengi bıyıklarıyla gülen  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın yaşatmış olduğu sıkıntılara küçük penceresinden  bakan garip  bir adamın iç burkan 5 dakikalık hikayesiydi bu. Bir umut belki de tüm  sıkıntılarını <strong>kazı</strong>yıp atacağı, <strong>kazan</strong>amayacağı  dışarıdan aşikarken. Tozlu, koyu yeşil masa örtüsü kadar iştah veren  izmarit rengi bıyıklarıyla gülen zevzeklerin kahkahalarıyla gökyüzüne  karışan hayalleri vardı. Yine de hayal etmek güzeldi arnavut  kaldırımlarda yürürken kuracağı geleceği…<br />
<img class="size-full wp-image-1625 alignright" title="acd" src="http://www.websijen.com/wp-content/uploads/acd.jpg" alt="" width="200" height="291" /></p>
<p>Geldi yine kahveye Seyyar Hasan<br />
Elinde iki deste kazı-kazan<br />
Umut etti hemen o an bir sazan<br />
Baktı kupona gariban gariban</p>
<p>Çıkmıştı şansına bir-iki lira<br />
Yudumlamak da vardı biraz bira<br />
Alkolle pek arası yoktu zira<br />
Aklında vardı geçmiş ayki kira</p>
<p>“Ver, bir kupon daha” dedi seyyara<br />
Evini düşündü kara kara<br />
Kazıyıverdi kuponu o ara<br />
Çıkmamıştı bu seferse hiç para</p>
<p>Hayaller kurardı gariban bazen<br />
Gerçekleşmemişti hiçbiri zaten<br />
Bu da bir başkasıyı uçup giden<br />
Soramadan arkasından bir “Neden?”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.websijen.com/hayal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

